|
|
|
Dr. Necmi BEŞER
|
1. GİRİŞ Tarımın başlangıcı 7000 ila 10000 yıl öncesine kadar gitmektedir. İnsanoğlunun çeşitli aletler yapması milyon yıldan daha önceye gitmesine rağmen bitkileri gözlemlemesi, seleksiyon yapması, onları anlamaya çalışması 10.000 yıl öncesine ancak gitmektedir. Dünyada 200000 civarında çiçekli bitki türü olduğu tahmin edilmekte olup bunların ancak 3.000 i insanoğlu tarafından gıda, lif, baharat v.b amaçlarla kullanılmıştır. Bu kullanılanların içinden de 200 kadarının tarımı yapılmış olup halen bunların 15-20 türü gıda üretiminde en büyük paya sahiptir (Ashri, A., 1989). Kültüre alınma belli bitki gruplarında daha çok olmuştur, özellikle Graminea (buğdaygil) ve Legüminasae (baklagil) grupları bir çok önemli ürünün kaynağı olmuştur. Diğerleri mesela; Cyperacea, Ranunculaceae, Cactacea, Papaveraceae, Saxifragaceae v.b önemli ürünleri oluşturmamaktadırlar (Hawkes, J.G., 1969). 2. BİTKİLERİN KÜLTÜRE ALINIŞI 2. İnsanoğlu aynı coğrafi bölgede yeni yerleşim alanları oluşturdu ve bu yeni yerleşim alanlarına kültüre aldığı veya yeni kültüre almaya başladığı bitkilerin tohumlarını götürdü. Bu yeni yerleşim alanlarında buraya adapte olmuş yeni bitki tipleri seçildi. 3. Tekrar yeni yerleşim alanları bulundu bu yeni yerler kültüre alınan bitkilerin orijinlerinden uzak olduğu için bu bölgede kültüre alınan bitkilerin yabanileri yoktu bu yüzden doğal olarak yabanilerle melezlenme şansı olmaması nedeniyle genetik değişiklikte azaldı. Bazı çevre şartlarında yabani otlar veya yeni kültüre alınmış bitkiler daha önce kültüre alınmış bitkilerden daha iyi performens gösterdi ve böylece bunlarında yeni kültür bitkisi olarak tarımı başladı. 4. Yeni alanlar bulunup yerleşildikçe kültüre alınan bitkilerin tohumları buralara taşındı. Bu yerler bitkilerin esas orijinlerinden çok uzak olduğundan, genetik farklılıklar yabanilerle melezlenerek değil, ancak doğal mutasyonlarla oluşup, bitkiler bu bölgelere doğal seleksiyonlarla adapte oldu. Tarımın ilk yıllarında kullanılan yaklaşık 3000 bitki türünden 200’ ü iyi bir seviyeye ulaşarak kültür bitkisi olarak yerini aldı. 5. Tarım tarihinin bu yeni basamağında bitki ıslahçıları sahneye çıktı ve yeni yüksek verim ve kaliteli, yeni alanlara daha adapte olan çeşitler ıslah edildi. 6. Yüksek verimli ıslah edilmiş fakat dar genetik farklılığa sahip bu yeni çeşitler, geniş genetik tabanı olan geleneksel çeşitlerin yerini aldı. 3. KÜLTÜRE ALINMA SÜRESİNDE BİTKİLERDE YABANİLERİNE GÖRE OLUŞAN FİZYOLOJİK DEĞİŞİMLER. Kültüre alma süresince bitkilerde değişik fizyolojik ve morfolojik değişiklikler olmuştur. Oluşan fizyolojik değişikliklerin arasında hızlı ve uniform çimlenme, tohum veya meyve dökmenin ertelenmesi, gelişme devrelerinde değişmeler, bitki büyüklüğünün artması, büyüme ve fotosentez oranının artması, bitki ağırlığının organlar arasında paylaşımı sayılabilir. 3.1. BİTKİ GELİŞME DEVRELERİNDE OLAN DEĞİŞİKLİKLER Birçok kültüre alınmış türde kültür çeşitleri yabani akrabalarına göre daha az dormanttırlar. Mesela; yabani emmer buğdayında başakçıkta iki tohum bulunur, bunlardan bir tanesi ilk sonbaharda diğeride genellikle gelecek yıl çimlenir. Yabani arpanın başakçığında bir tohum bulunur fakat etrafa yayılan tohumların hepsi ilk yıl çimlenmez. Yabani bitkiler için böyle bir durum avantaj sağlarken, kültüre alınan bitkilerde bu istenmez tersine atılan tohumun hepsinin aynı yıl çimlenmesi arzu edilir. Bitkilerin kültüre alınması süresince dormansi göstermeyen mutasyona uğramış tipler bu yüzden otamatik olarak seçilmişlerdir (Zohary ve Hopf, 1988). Bazı bitki türlerinde kültüre alınma süresince hayat şekillerinde de değişmeler olmuştur. Mesela; yemeklik dane baklagillerin prototipleri genellikle çok yıllık bitkiler olup verimleri 1. yıldan sonra takip eden yıllarda süratle düşmektedir. Fakat şu anda kültürü yapılan yemeklik dane baklagillerin çoğu tek yıllıktır. 3.2. BÜYÜME VE FOTOSENTEZ ORANLARINDA OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER Göreceli yaprak büyüme oranı bitkinin tam olarak ışıktan
yararlanabilecek düzeye ulaşması için önemli bir özelliktir. Birim yaprak
alanına düşen fotosentez oranı ve bitki yapısı (kanopy) bitkinin
fotosentezini tayin eden en önemli faktördür. Göreceli büyüme oranı birçok
bitkinin kültür bitkilerinde ve yabanilerinde benzerlikler göstermektedir.
Mesela; buğday (Evans ve Dust, 1970), domates (Worren,1972) ve mısırda
(Duncan ve Hesketh,1968) göreceli büyüme oranı çok az farklılıklar arz
etmektedir. Fakat bitkinin kanopi yapısı; dallanmanın azalması, şeklin
değişmesi, büyüklük, yatma v.b. birçok yönde değişikliklere
uğramıştır. 4. SONUÇ 5. KAYNAKLAR Evans, L.T. ve Dunstone, R.L; 1970. Some physiological aspects of evolution in wheat. Aust. J. Biol. Sci. 23: 725-741. Evans, L.T. 1976. Phsiological adaptation to performance as crop plants. in the early history of agriculture. Sayfa 71-83. Oxford Uni. press. Harlan, J.R. Plant domestication: diffuse origins and diffusions in the
origin and domestication of cultivated plants. Edited, C. Barigozzi,
sayfa: 21-34 Perrino, P. 1989. Plant domestication and gene banks (in Plant
domestication by induced mutation. İnternational Atomic Energy Agency,
Vienna), Sayfa: 39-43. Warren Wilson, J. 1972. Control of crop processes (in Crop processes in controlled environments. edited, A.R. Rees, I.E. Cockshull, D.W. Hand and R.G. Hurd Sayfa: 7-30, Newyork. Acedemic Press. Zohory, D ve Hopf, M. 1988. Domestication of plants in the old world.
Clarendon Press.
Oxford. |