ÖZET Karadeniz bölgesi Marmara' dan sonra en fazla
çeltik ekim alanı ve üretimine sahiptir. Çeltik çiftçisi tarafından yüksek
verim almak amaçlanırken, çeltiği pirince işleyen fabrikalar için pirince
işleme randımanı ve temiz ürün istenmektedir. Tüketici ise damak tadına
uygun, temiz ve karışık olmayan pirinci arzu etmektedir.
Kaliteli pirinç üretimine etki eden unsurlar; ekilecek çeşidin seçimi
ile başlar, bundan sonra; tarla hazırlığı, ekim zamanı, ekim sıklığı,
gübreleme yöntemi, dozu, zirai mücadele ilacı kullanımı ve zamanı, su
kesme, hasat zamanı, hasat kurutma ve depolama yöntemleri ve şartları,
pirince işleme ve pazarlama safhalarında uygun yöntem ve teknolojiler
kullanımı ile devam etmektedir. Bununla birlikte yetişme dönemindeki iklim
şartları özellikle tane dolumu sırasındaki sıcaklık değişimleri de pirinç
kalitesi, özellikle kırıksız randımanı üzerine önemli etki
yapmaktadır.
Türkiye de çeltik ithalatı gittikçe artmaktadır. Son yıllarda
ithalatımız yerli üretimi geçmiştir. Türkiye ve Karadeniz bölgesi için
önemli bir bitki olan çeltiğin ithalat yolu ile gelen pirinçlerle rekabet
gücünün arttırılması için verim ve kalitenin artırılması
gerekmektedir.
GİRİŞ
Çeltik Türkiye’nin bütün bölgelerinde yetiştirilmektedir, fakat en
fazla ekiliş alanı ve üretim miktarına sırasıyla Marmara ve Karadeniz
Bölgeleri sahiptir. Buna karşılık Ege ve Doğu Anadolu Bölgelerinde ekiliş
çok azdır. Yerli üretimimiz iç tüketime yetmemekte ve ülkemiz gittikçe
artan oranlarda pirinç ithal etmektedir. Pirinç ithalatımız son yıllarda
hızla artarak iç üretim miktarını dahi geçmiştir. Buna karşılık pirinç
ihracatımız ise çok azdır. Pirinç üretimimiz iç tüketime yetmemekle
birlikte bazı yıllar, yanlış ithalat politikaları nedeniyle, üretici
ürününü satamamaktadır (Beşer, 1997a). Son yıllarda gerek destekleme
alımları, gerekse tüketicinin yerli pirinci tercih etmesi nedeniyle
pazarlama sorunları daha az hissedilmekte olsa da, özellikle Amerika’dan
ithal edilen pirinçlerdeki standardizasyon ve pazarlama stratejileri bu
durumu değiştirmeye başlamıştır, ve tüketici ithal pirinci önceki yıllara
oranla daha kolaylıkla tercih edebilmektedir.
Bütün bu nedenlerden dolayı çeltik üretiminde verimliliği arttırmamız,
bununla birlikte kaliteli üretim yapmalıyız. Çeltik çiftçisi yüksek verim
almayı amaçlarken, pirince işleyen fabrikalar randımanı yüksek ve temiz
çeltik istemektedir. Diğer taraftan tüketici ise damak tadına uygun ve
temiz pirinci tercih etmektedir. Yerli çeltik üretimimizin rekabet gücünü
arttırmak için üretimden tüketime kadar geçen zincir içinde yüksek
kaliteli ürün hedeflememiz şarttır. Yüksek kaliteli pirinç üretimi;
ekilecek çeşidin seçimi ile başlar, tarla hazırlığı, ekim zamanı, ekim
sıklığı, gübreleme şekli ve dozu, zirai mücadele ilacı kullanımı, su
kesme, hasat zamanı, hasat, kurutma ve depolama yöntem ve şartları,
pirince işleme ve pazarlama safhalarında uygun yöntem ve teknolojilerin
kullanımı ile devam etmektedir. Bütün bu üretim zinciri içindeki safhalar
en uygun şekilde yerine getirilse dahi, yetişme dönemindeki iklim şartları
pirinç kalitesine etki etmektedir.
PİRİNÇTE KALİTE UNSURLARI
Randıman ve fiziksel
özellik Özellikle çeltiği pirince işleyen sanayiciler ve üreticiden
alan tüccar için en önemli kalite unsuru pirince işleme randımanıdır.
Randıman; kargo, kırıklı ve kırıksız randıman olarak üçe ayrılır, en
önemli randıman 100 kg çeltikten elde edilen kırıksız pirinç miktarını
belirten kırıksız randımandır. Kırıksız randımanın yüksek olması bütün
dünyada arzu edilen bir kalite kriteridir. Camsılık ve tane iriliği
bakımından kaliteli pirinç ülkelere göre farklılık göstermekle birlikte,
camsı tane randıman yüksekliği bakımından daha fazla tercih edilmektedir.
Bununla birlikte beyaz göbekli veya karınlı bazı pirinç çeşitleri, az da
olsa, bazı ülkelerde daha fazla tercih edilmektedirler.
Ülkemizde camsı ve geniş-iri tane sanayici tarafından randımanı daha
yüksek olduğu için daha fazla tercih edilmektedir. Diğer taraftan camsı
tane albenisi nedeniyle ülkemizde tüketici tarafından da daha yüksek
fiyatla, daha kaliteli bulunarak alınmaktadır.
Gıda işleme sanayi için kalite Değişik gıda sanayi için,
farklı kalite özelliklerine sahip pirinçler tercih edilmektedir.
Besleyicilik kalitesi Pirincin %90’ı nişastadır,
protein (%5.3-10.2) ve vitamin içeriği bakımından zayıf bir gıdadır
(Juliano,1994). Bununla birlikte özellikle pirinç tüketimi yüksek ülkeler
için pirincin besleyicilik kalitesi önem kazanmaktadır. Bu ülkelerde
pirincin özellikle protein ve vitamin içeriği insan sağlığı için önem
kazanmakta ve temel besin kaynağı pirinç olan bu ülkelerde (kişi başına
tüketim 100-150 kg) pirince işleme teknikleri veya sonradan ilave
katkılarla pirincin besin değeri zenginleştirilmektedir. Ülkemizde kişi
başına pirinç tüketimi az olduğu için (6-7 kg) besleyicilik kalitesi göz
önüne alınmamaktadır.
Temizlik ve karışıksız olma Pirince işleyen sanayici için;
çeltiğin temiz, kırmızı çeltikten ari ve çeşit karışımı olmaması pirince
daha iyi işleyebilme ve pazarlama için önem arz eder. İçinde yabancı madde
olan çeltiklerin işlenmeden önce temizlenmesi gerekir. Çeltik değişik tane
boyutlarına sahip çeşitlerin karışımı olmamalı ve içinde kırmızı çeltik
bulunmamalıdır. Sanayicinin yanı sıra, işlendikten sonra pazara çıkan
ürünün temiz olması, içinde kırmızı çeltik olmaması da alıcı tarafından
arzu edilen bir kalite unsurudur. Özellikle temiz ve değişik çeşitlerin
karışımı olmaması, pişirme kalitesi için çok önemlidir. Değişik su alma,
kabarma ve pişme sürelerine sahip pirinçlerin karıştırılması pişirme
esnasında sorunlar yaratmaktadır.
Pişirme ve yeme kalitesi Pişirme özelliği nişastanın
yapısıyla ilişkili olmakla birlikte, protein v.b bazı etmenlerde su alma,
kabarma, jelatinleşme ve jel yumuşaklığı gibi pişirme özellikleri üzerine
etkilidir. Yeme kalitesi tamamen damak tadıyla ilgili olup bölgelere,
ülkelere göre değişir. Ülkemizde en fazla Baldo çeşidi tercih edilmekle ve
kaliteli bulunmakla birlikte, bölgelere göre damak tadı farklılıkları
görülmektedir. Diyarbakırlılar o yörede yetişen Karacadağ çeltiğini,
Çorumlular ise Çorum da yetiştirilen yerli Akçeltik’ i daha kaliteli
bulmakta ve yüksek fiyatla alabilmektedirler. Dünya da ise özel kokusu
olan Basmati tipi pirinçler, yeme kaliteleri nedeniyle, en yüksek fiyatla
alıcı bulmaktadır.
PİRİNÇ KALİTESİNE ETKİ EDEN ETMENLER
Pirinç kalitesi;
başta genetik yapı (çeşit özelliği) olmak üzere, yetiştirme tekniği,
pirince işleme, depolama ve pazarlama şartlarından etkilenir. Bu
unsurların kaliteyi nasıl etkilediği ve son tüketiciye ulaşana kadar
kalitenin yükseltilmesi ve muhafazası için gerekli koşulları aşağıdaki
gibi sıralayabiliriz.
Çeşit özelliği ve çeşit seçimi Çeltik çeşitleri farklı
genetik yapıda olduğu için kaliteye etki eden fiziksel ve kimyasal
özelliklerinde de farklılıklar gösterirler. Örneğin Basmati tip denilen
aromalı pirinçler çok yüksek fiyatlarla alıcı bulmaktadırlar. Türkiye’ de
ise Baldo çeşidini başlı başına bir marka olmuş çeşit olarak kabul
edebiliriz. Baldo çeşidi genellikle en yüksek fiyatla satılmakta ve aynı
şekilde diğer Baldo ya benzeyen çeşitlerde Baldo adı altında
pazarlanmaktadırlar. Bu nedenlerle kaliteli pirinç üretimi ekilecek
çeşidin seçimi ile başlar, çeşit seçiminde de; pazarın kalite istekleri,
seçilecek çeşidin, pirincinin fiziksel ve kimyasal özellikleri, olgunlaşma
gün sayısı, olgunlaşmada yeknasaklık, çevre şartlarından etkilenme durumu
v.b göz önüne alınmalıdır. Bu özellikler dikkate alınarak Türkiye için;
iri, camsı taneli pirinç veren çeşitlerin üretimi yapılmalıdır. Bununla
birlikte yöresel isteklerin de göz önünde tutulması gerekir diyebiliriz.
Türkiye de yetiştirilen bazı çeltik çeşitlerin değişik özellikleri Çizelge
1 ve Çizelge 2’ de verilmiştir.
Tarla hazırlığı Kaliteli çeltik yetiştirmek için tarla
hazırlığında dikkat edilecek en önemli husus tarla tesviyesidir. Bu da son
yıllarda ülkemizde de kullanılmaya başlayan lazerli tarla tesviye aletleri
ile olur. Bu aletler ekilecek tarlada istenen eğimde ve büyüklük tavaların
hazırlanabilmesini sağlar. İyi tesviye edilmiş tarlada tarlanın her
yerinde aynı yükseklikte su tutulabileceğinden hasatta da aynı olgunluk ve
yapıda tane elde edilebilir. Yine iyi bir tesviye sonucu tarlada
gübreleme, ilaçlama gibi bakım işleri daha kolaylıkla ve başarılı şekilde
yapılır, bu şekilde de verim artışı da sağlanır.
Ekim zamanı ve sıklığı Ülkemizde çeltik yetiştirme
mevsimi bakımından zaman kısadır. Erken ekimlerde çimlenme ve tutunma
sorunları ortaya çıkmakta geç ekimlerde de olgunlaşma olmadan havalar
soğumaya başlamaktadır. Bu nedenlerle mayıs ayının ilk yarısı içinde ekim
bitirilmelidir (Sürek ve Beşer, 1998a). Geç ekimlerde havaların soğumaya
başlaması nedeniyle gece ve gündüz sıcaklarının çok farklı olması kaliteyi
olumsuz etkiler. Ayrıca geç ekimlerde sonbahar yağışlarının başlaması
nedeniyle hasattan önce yağış yağar ise bu da randımanı düşürmektedir.
Çoğu çeltik ekiliş alanları taban arazide olduğu için sonbahar yağışları
nedeniyle bazı yıllar hasat dahi yapılamamaktadır. Bu nedenlerle uygun
yetişme süresine sahip çeşitler seçilmeli ve fazla geç kalınmadan ekim
bitirilmelidir.
Ekimde 18 kg/da civarında tohum kullanılmalıdır (Anonim,1993). Yüksek
ekim sıklıkları bitkiler arasında kaynak kullanımı için rekabeti arttırır
ve hastalıkların oluşma riski yükselir. Diğer taraftan düşük ekim
sıklıklarında kardeşlenme artar, kardeşlerin aynı zamanda olgunlaşmaması
nedeniyle, hasat değişik olgunlaşma durumlarındaki bitkilerde beraber
yapılır buda kaliteyi olumsuz yönde etkiler.
Gübreleme, ve gübre dozu Yapılan araştırmalarda çeltik için
uygun gübre dozu olarak saf 15 kg/da Azot ve 8 kg/da Fosfor gübrelemesi
uygun gübreleme dozu olarak bulunmuştur (Anonim, 1990., Sürek ve Beşer,
1997b). Potasyum genellikle ülkemiz topraklarında yeterince vardır.
Fosforun tamamı ekim öncesi toprak altına verilmelidir. Azotlu gübre ise
en az iki defada olmak üzere parçalara ayrılarak verilmelidir. Azot eğer
iki defada verilecekse yarısı ekim öncesi ve çıkış sonrası kalan yarısı
mutlaka salkım oluşum başlangıcında (ekimden 50-60 gün sonra)
verilmelidir. Azotlu gübreleme eğer üçe bölünerek atılacaksa 1/3 ü ekimden
önce, 1/3 ü kardeşlenme başlangıcında 1/3 ü de mutlaka salkım oluşum
başlangıcında verilmelidir (Anonim, 1990).
Azotlu gübre, çeltik için en önemli gübredir ve mutlaka tavsiye edilen
dozlar tarlanın Azot içeriği de göz önüne alınarak kullanılmalıdır. Fazla
azot kullanıldığı zaman; kardeşlenme artar, böylece sonradan oluşmuş
kardeşler nedeniyle değişik olgunluk derecelerinde salkımlar hasat edilir,
salkımda başakçık kısırlığı artar, olgunlaşma gün sayısı artar. Bazı
yıllar çeltik tane dolduramadan havalar soğur ürün alınamaz, yatma artar,
hastalıkların oluşma, özellikle yanıklık hastalığı riski artar ve verim
düşer. Azot düşük dozda kullanıldığında ise; verim, tane iriliği ve
protein içeriği düşer. Uygun Azot dozunda gübreleme yapılmazsa verim ve
kalitede aynı zamanda düşer (Anonim, 1991, Beşer,1997b., Sürek ve Beşer,
1997b).
Çinko çeltik için önemli olan diğer bir gübredir. Çinko noksanlığında,
çeltik çıkış sırasında tutunamamakta, alan alan seyrelmeler olmakta alt
yapraklarda kahverengileşme ve kızarıklıklar görülmektedir. Bu nedenle
verim ve kalite düşmektedir. Çinko gübrelemesi için ekim öncesi 2-4 kg/da
Çinkosülfat uygulaması en pratik ve ekonomik uygulamadır. Çıkış sonrası
yeşil aksam ilaçlaması olarak da kullanılabilir fakat geç kalınmış ise
yapraktan çinko sülfatın asitliği düzenlenerek veya diğer çinko içerikli
yaprak gübresi kullanılarak uygulama yapılabilir.
Zirai mücadele ilacı kullanımı Çeltikte, zirai mücadele ilacı
en yoğun olarak yabancı ot kontrolü için kullanılmaktadır. İlaçlar uygun
zamanda ve dozda kullanılmalıdır. Aksi takdirde aşırı dozda ilaç kullanmak
zorunda kalınır, yüksek dozda zirai mücadele ilacı kullanımı yabancı
otlarla birlikte çeltik bitkisine de zarar verir. Çeltik yanıklık
hastalığına daha kolay yakalanır, kardeşlenme üzerine etki eder, kök
gelişmesini engeller verimi düşürür. Ülkemizde yetişen çoğu çeltik çeşidi
kök boğazı çürüklüğü ve yanıklık hastalıklarına hassastır. Kök boğazı
çürüklüğü hastalığı ile mücadele için ekim öncesi benomylli ilaçlar ile
tohum ilaçlaması yapmak gerekir (Anonim, 1998). Yanıklık hastalığı için
mücadele tohum ilaçlaması ile başlar, uygun yetiştirme tekniği (fazla sık
olmayan ekim, yüksek azotlu gübreden kaçınma, soğuk suyla sulamama)
kullanımı ile devam eder. Buna rağmen iklim şartları, hastalığın yayılması
için uygun olursa (gecelerin serin olması, gündüzlerin de havaların kapalı
ve yağışlı olması, nem oranının ve sıcaklığın yüksek olması) hastalığın
ilk belirtileri görülür görülmez yeşil aksam ilaçlaması yapılmalıdır,
şartlar devam ediyorsa yeşil aksam ilaçlaması 2. ve 3. defa
tekrarlanmalıdır. Pirinçte kalıcı etki bırakacağı için hasada yakın
ilaçlamadan kaçınılmalıdır. Yanıklık hastalığı dikkatle izlenip uygun
mücadele yapılmazsa verimi ve pirinç randımanı düşürür (Sürek ve Beşer,
1997a, Sürek ve Beşer ,1998b).
Tane dolum ve olgunlaşma sırasında iklim şartları Yetiştirici
uygun yetiştirme tekniklerini kullansa da, elinde olmayan iklim şartları
nedeniyle çeltik kalitesinde yıllara ve bölgelere göre farklılıklar
olabilir. Yüksek sıcaklıklar cılız ve tebeşirimsi (beyaz göbekli) taneler
oluşmasına ve tane dolum süresinin kısalmasına neden olur. Aynı şekilde
tane dolum sırasında gece gündüz sıcaklıkları arasında çok fark varsa
tebeşirimsi (beyaz göbekli) pirinç oranı artar. Tane dolum sırasında kuru
ve sıcak rüzgarların esmesi hızlı kurumaya neden olur, buda randımanı
düşürür. Tane dolum sırası ve sonrası hasattan önce hava nemi ve çiğ düşme
ile veya ara ara yağmur yağarak tanelerin ıslanıp tekrar kuruması kırıksız
randımanı çok önemli oranda düşürür.
Hasattan önce su kesim zamanı, hasat zamanı ve
yöntemi Zamanından önce suyun hasat için boşaltılması, tanelerin
normal olgunlaşmasını önler, taneler ince ve bükülmüş olur, randıman
düşer. Diğer taraftan zamanında geç su kesimi hasadı geciktirir. Gecikmiş
hasatta da tanelerde nem oranı çok düştüğü için, bunlardan elde edilen
pirinçlerde kırıksız randıman düşer.
Çeltikte salkımların % 80 inin saman sarısını aldığı ve salkımın dip
tarafındaki taneler sarı olum dönemine girdiği zaman, çiçeklenmeden 42-49
gün sonra en uygun hasat zamanıdır (Sürek ve Beşer, 1998a), bu zamanda
çeltiğin yaprakları halen yeşildir. Bu yöntem gözle hasat zamanını anlama
yöntemidir. En doğru yöntem tanede rutubet oranının ölçülmesi ve tane
neminin % 22-24 arasında olduğunda hasat yapılmasıdır. Bu nem oranında
hasat en yüksek kırıksız pirinç randımanı verir. Hasadı gecikmesi
rutubetin düşmesine neden olur, düşük rutubete hasatta da taneler
biçerdöverde gizli kırık yapmakta ve pirince işlemede kırıksız randıman
oranı düşmektedir. Geç hasatta kuşlar, kemirgenler, böcekler ve tane dökme
ile verim azalırken, erken hasatta olgunlaşmamış tebeşirimsi, yeşil
taneler nedeniyle verim ve randıman düşmektedir (Beşer ve Sürek,
1996).
Çeltik hasat ve harmanı; elle veya motorlu makine ile kesip kuruttuktan
sonra harman makinası ile harman ve biçerdöverle hasat şeklinde
yapılmaktadır. Elle veya makine ile kesip kurutulduktan sonra harman
yönteminde; kurutma süresinin hava sıcaklığı göz önüne alınarak fazla
tutulmaması gerekir. Kesip tarla veya harmanda uzun süre kurutulduktan
sonra harman yapılması durumunda tanede nemin fazla düşmesi nedeniyle
gizli kırık olur buda, pirince işlemede kırıksız randıman oranını düşürür.
Biçerdöverle hasatta biçerdöver ayarları mutlaka imal eden şirketin
tavsiyelerine uygun yapılmalıdır. Tanede hasar yapmayı önlemek için uygun
biçme yüksekliği ve biçerdöver devri kullanılmalıdır (Beşer ve Sürek,
1996).
Kurutma ve depolama Harman sonucu elde edilen çeltik ürününün
depolanabilmesi için neminin en az %14-15’ e düşürülmesi gerekir. Kurutma
güneş altında veya kurutma makinalarında yapılır. Kurutma makinalarının
esası; gaz, mazot, fuel oil veya elektrikle ısıtılan havanın, kurutma
aletinin deposunda sabit veya hareketli haldeki çeltiği ısıtarak nem
oranını düşürmesidir. Bunun için sıcaklık 40 o C civarında tutulur.
Sıcaklık fazla yüksek tutulursa tohumluk olarak kullanılacak üründe
çimlenme düşeceği gibi hızlı ve yüksek sıcaklıkta kurutma kırıksız
randımanı çok yüksek oranda düşürür. Hasat edilen ürün hasat edilir
edilmez hemen kurutma makinasına atılmamalıdır. 24 saati geçmeyecek
şekilde bir süre bekletilirse, nemli ve kuru taneler arasında nem oranı
bakımından denge sağlanır ve kurutma daha standart düzeyde yapılarak en
yüksek kırıksız randımanı verecek ürün elde edilir. Fakat bu konuda
dikkatli olmalıdır nem oranı yüksek ise bazı çeşitlerde (özellikle kısa
taneli çeşitlerde) 1 günlük bekleme sırasında istenmeyen kokular ve renk
değişimleri olabilir, buda kaliteyi düşürür. Böyle durumlarda hasattan en
geç 4 saat sonra çeltik kurutucu içinde olmalıdır. Çeltik tane
depolanmasında en önemli etmenler tanenin ve deponun rutubeti, ortam
sıcaklığı, oksijen ve tanenin yapısıdır. Bunların içinde de nem ve
sıcaklık en önemlidir. Çeltik depolanması için uygun tane nemi %13-14 tür.
Bundan yüksek nem oranında depolanan çeltiklerde pirince işlemede kırıksız
randıman düşerken, tohumluk olarak saklanan çeltiklerde de çimlenme oranı
hızla düşer. Depolanan tanedeki nem oranı çevreden de etkilenir ve
ortamdaki nem ve sıcaklığa göre artar veya azalır. Yüksek nem oranında
depolanan çeltiklerde, tanedeki fiziksel ve biyolojik bozulmalara ek
olarak, bakteri, mantar ve böcek zararları da artar. Nisbi nemim %62 den
az olduğu durumlarda mikroorganizma faaliyeti minumum olur. Yüksek
sıcaklıklarda depolamada çeltik tanesinin gıda değerinde sıcaklıktan
dolayı bir bozulma olmamakla birlikte, 29.4-32 o C üzerindeki
sıcaklıklarda da mantar faaliyetleri maksimum olmakta ve 21 o C üzerindeki
sıcaklıklarda da böcek faaliyetleri artmaktadır (Cogburn, 1994).
Uzun süreli depolanacak çeltikler, sıcaklık ve nem kontrolü
yapılabilen, depolarda kontrollü şartlarda depolanmalıdır. Depolamada
farklı çeşitler ayrı ayrı konulmalı, bu yapılamazsa aynı özelliklere sahip
çeltikler aynı depoya konulmalıdır. Depolamadan önce çeltik depolanacak
yerler dezenfekte edilmeli, depolama süresincede yılda 1-2 defa fumige
edilmelidir.
Pirince işleme Pirince işlemede en önemli kalite unsuru
kırıksız randımandır. Kırıksız randıman her ne kadar ekime başlamadan
çeşit seçimi ile başlar ve yetiştirme tekniği ve çevre şartlarından
etkilense de, yüksek kırıksız randıman için fabrikada da uygun yöntemler
kullanılmalıdır. Fabrikaya gelen çeltikler boşaltma ve depolama sırasında
dikkatli olunmalı tanelerde gizli kırılmalar neden olacak mekanik
hasarlardan kaçınmalıdır. Fabrikaya gelen çeltik işlenecek ana kadar uygun
depolama şartlarında saklanmalı ve uygun nem oranında işlenmelidir.
Yapılan araştırmalar en yüksek kırıksız randımanını tanedeki nemin %14
(Ruiten,1994) olduğu zamanda alındığını göstermektedir (Ruiten,1994). Nem
oranı bu derecenin altına düştükçe veya yükseldikçe kırıksız randıman
oranı hızla düşmektedir. Pirince işleme sırasında aynı çeşit, en kötü
ihtimalle aynı tane boyutlarına sahip çeşitler birlikte işlenmelidir.
Değişik tane iriliğine ait çeltik karışımı aynı zamanda işlenirse randıman
düşer. Fabrika en ileri teknoloji kullanmalı, pirincin içindeki taş,
toprak, böcekler çok iyi temizlenmelidir. Pirince işlenirken ve
işlendikten sonrada pirincin içinde kırık, ham, tebeşirimsi, cılız ve
kırmızı çeltik taneleri uygun makinalardan geçirilerek
temizlenmelidir.
Pazarlama ve tüketimde kaliteye etki eden unsurlar Fabrikadan
tüketiciye gelene kadar pirinç uygun şartlarda paketlenerek depolanmalı,
piriçte böcek, bakteri ve fungus oluşumu engellenmeli, değişik koku yayan
ürünlerle aynı yerde depolanmamalıdır.
Paketlenip pazarlanacak pirinçler değişik çeşitlerin karışımı
olmamalıdır. Eğer mutlaka karıştırılması gerekiyorsa aynı fiziksel ve
kimyasal özelliklere sahip pirinçler karıştırılmalıdır. Şu anda ülkemizde
çok büyük oranda karıştırma yapılmakta ve tüketiciyi yanıltıcı şekilde
pazarlanmaktadır. Bu durum devam ederse tüketicinin karışık olmayan ve
özellikleri üzerinde yazılı ithal pirinç almaya doğru yöneleceği
muhakkaktır. Bu nedenle paketlerin üzerine içinde ne varsa o yazılmalı,
bunu kullanacak tüketicinin pişirme esnasında karşılaştığı sorunların
önüne geçilmelidir.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Verim ve kalitenin yükseltilmesi; çeşit
seçiminden tüketiciye ulaşana kadar bütün safhalarda uygun yetiştirme,
işleme, depolama ve pazarlama tekniklerinin kullanılmasın ile olur.
Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.
Çeşit seçiminde pazarın kalite istekleri, seçilecek çeşidin fiziksel ve
kimyasal özellikleri, olgunlaşma gün sayısı, olgunlaşmada yeknasaklık,
çevre şartlarından etkilenme durumu v.b göz önüne alınmalıdır. Bu
özellikler dikkate alınarak Türkiye için; iri, camsı taneli pirinç veren
çeşitlerin üretimi yapılmalıdır. Bununla birlikte yöresel isteklerin de
göz önünde tutulması gerekir.
Tarla hazırlığında dikkat edilecek en önemli husus tarla tesviyesidir.
Bu da son yıllarda ülkemizde de kullanılmaya başlayan lazer tarla tesviye
aletleri ile olur. İyi tesviye edilmiş tarlada tarlanın her yerinde aynı
yükseklikte su tutulabileceğinden hasatta da aynı olgunluk ve yapıda tane
elde edilebilir. Yine iyi bir tesviye sonucu tarlada gübreleme, ilaçlama
gibi bakım işleri daha kolaylıkla ve başarılı şekilde yapılır, bu şekilde
de verim artışı da sağlanır.
Ekim zamanında yapılmalı ve ekimde 18 kg/da civarında tohum
kullanılmalıdır. Çeltikte zirai mücadele ilacı uygun zamanda ve dozda
kullanılmalıdır. Çeltik için, 15 kg/da Azot ve 8 kg/da Fosfor
gübrelemesi uygun gübreleme dozu olarak bulunmuştur. Potasyum genellikle
ülkemiz topraklarında yeterli miktarda vardır. Fosforun tamamı ekim öncesi
toprak altına verilmelidir. Azotlu gübre ise en az iki defada olmak üzere
parçalara ayrılarak verilmelidir. Azot eğer iki defada verilecekse yarısı
ekim öncesi ve çıkış sonrası kalan yarısı mutlaka salkım oluşum
başlangıcında (ekimden 50-60 gün sonra) verilmelidir. Çinko çeltik için
önemli olan diğer bir gübredir. Çinko gübrelemesi için ekim öncesi 2-4
kg/da Çinkosülfat uygulaması en pratik ve ekonomik
uygulamadır. Yetiştirici uygun yetiştirme tekniklerini kullansa
da, elinde olmayan iklim şartları nedeniyle çeltik kalitesinde yıllara ve
bölgelere göre farklılıklar olabilir. Çeltikte su zamanında drene
edilmeli ve tanede rutubet oranının ölçülerek tane neminin % 22-24
arasında olduğunda hasat yapılmalıdır. Hasat, kurutma ve depolamada uygun
yöntem kullanılmalıdır.
Kırıksız randıman, çeşit seçimi, yetiştirme tekniği ve çevre
şartlarından etkilense de, yüksek kırıksız randıman için fabrikada da
uygun pirince işleme yöntem ve teknolojileri kullanılmalıdır.
Fabrikadan tüketiciye gelene kadar pirinç uygun şartlarda paketlenerek
depolanmalı, piriçte böcek, bakteri ve fungus oluşumu engellenmeli değişik
koku yayan ürünlerle aynı yerde depolanmamalıdır. Farklı çeşitlere ait
pirinçler karıştırılmamalı, karıştırılacaksa, benzer fiziksel ve kimyasal
özelliklere sahip pirinçler karıştırılmalıdır.
KAYNAKLAR
Anonim 1990,1991,1992,1993,1994,1995,1996,1997,1998. Trakya Tarımsal
Araştırma Enstitüsü Gelişme Raporları. Edirne.
Beşer, N. 1992. Tuzlu ve sodik topraklarda çeltik yetiştiriciliği.
Ziraat Mühendisliği, Sayı 243:20-21
Beşer, N., Sürek, H. 1996. Çeltik hasat, harman, kurutma ve depolama.
Marmara’da Tarım. Sayı:67:24-24.
Beşer, N. 1997a. Türkiye’ de çeltik üretiminde mevcut durum, sorunlar
ve çözüm yolları. Ziraat Mühendisliği, Sayı:301:16-19
Beşer, N. 1997b. Trakya Bölgesi’nde değişik ekim ve sulama
yöntemlerinin çeltikte (Oryza sativa L) verim ve verim unsurları ile
kalite karakterlerine etkisi. Doktora tezi, T.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü.
Edirne.
Cogburn,R.R.1994. Rough rice storage. In rice chemistry and technology.
Edt. Juliona, B.O. pp:265-287
Juliona, B.O.1994. Polysaccarides, proteins and lipids of rice, In rice
chemistry and technology. Edt. Juliona, B.O. pp:59-174
Ruiten, H.T.L. 1994. Rice milling: An overview. In rice chemistry and
technology. Edt. Juliona, B.O. pp:349-388
Sürek, H., Beşer, N. 1997a. Effect of blast disease on rice yield.
Inter. Rce Res. Notes. 22(1)25-26.
Sürek, H., Beşer, N. 1997b. Trakya Bölgesi’nde farklı dozlarda azotlu
gübrelemenin çeltikte (Oryza sativa L) tane verimi, saplı ağırlık verimi
ve hasat endeksine etkisi. I. Trakya Toprak ve Gübre Sempozyumu
Bildirileri Kitabı. 22 Ekim 1997. Tekirdağ, sayfa: 127-135 Sürek, H.,
Beşer, N. 1998a. A research to determine the suitable rice (Oryza sativa
L) harvesting time. Tr.J. of Agriculture and Forestry. 22:391-394.
Sürek, H., Beşer, N. 1998b. The effects of blast disease infection on
rice and milling yield. In the international symposium on rice quality.
Nothimham, U.K. November, 24-27.1997. Chair options med. 24 (3) and Paper
No:35.
Sürek, H., Beşer, N. 1998c. Effect of water stress on grain and total
biological yield and harvest index in rice (Oryza sativa L). FAO rice
netwok meeting, 5-6 September,1998. Sakha,
Egypt.
|